Var-oluşta kesiklik, ara ya da boşluk yoktur. Bu bakım- dan Pythagoras’a da itiraz etmiş, iki “nokta” yaratmanın ya da bunları birleştirip bir -doğru- tanımlamasının, var-oluşa uymadığını, muazzam olanda, atlama, gecikme ve kesiklik olamayacağından, “kesik çizgi” savına da inanmadığını belirtmiştir.
Sürekli var-olan için “zaman yoktur”, dolayısıyla -sonsuzluk- diye bir “kavram”a da ihtiyaç duyulmaz! Yani sonsuzluğun ispatı, hele ki kesik bir çizginin sonsuzluğa ulaştığı düşüncesi de anlaşıldığı üzere gereksizdir. Belki de matematik dediğimiz şeyin başlangıcı da olan bu noktalar ve çizgi mantığı, “Pythagoras tam olarak bunu istememiş dahi olsa”, A’dan B’ye gidişi, yani zamanı, hatta hız ve diğer parametreleri yaratmamış mıdır?
Sonsuzluk yanılgısı da, matematikten doğmamış mı- dır? “Sonsuz” olanın nasıl başlangıcı da olur ki?
Matematikteki bu sonsuzluk paradoksu, ne yazık ki gündelik hayata da nüfuz etmiş, insanlar, dimağlarında hep “0”dan başlayan! bir sonsuzluk tahayyül etmişlerdir.


Serkan KILIC

Parmenides`in Tanricasi

2017

Turkish Felsefe, Deneme